İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

12 Haziran 2014 Perşembe

Düş Ağacı


Sürgünlüğümü asla kabul etmedi yerleşik yürekler…
Duygularımı uluorta hissederek yaşayan biri değilim. Korkarım duygularımı incitmenden; Sevmeyeceğinden, istemeyeceğinden. Ne kadar çok gizleyebilirsem ”duygularımı, sevgimi” o kadar çok güvende hissederim kendimi. Var olan duygularımı sana karşı söylemeden, sevgiye olan ihtiyacımı sana hiç belli etmeden yaşayabilirsem. O zaman uçurumlardan sıyrılıyor benliğim.
Ben içimde her ne varsa düşler ağacına asarım.
Saklarım kendimden dahi bazen.
Çünkü içimdekiler bir kez daha enkaza dönüşürse asla yeniden var edecek gücüm yok.
“Duygular ve düşler, gideceği rota belli, ama nereye varacağı belli olmayan bir seyyahtır. ”
Sığmasını isteseler de sığmaz düşler ağacımdaki duygularım, o bildiğin sayfalara.
Hayat denen sonsuzluk karşısında düşe kalka büyüyen çocuksu yüreğim bir daha düşerse kalkamaz biliyorum.
İşte bu yüzden duygularımı düşler ağacının dalları arasında büyütürüm.
Düşler ve sevgi içinde var ettiğin sürece gerçektir...
“Herkesin içimde kendine ait düşler ağacı vardır, bu ağacın farklılığı ise yürekte var edilip avuçlarda son kalan duyguların ve düşlerin tek tek dallarına asılanlardır... ”

1 Haziran 2014 Pazar

Benim Kentim...


Bir kentte yürüyorum...  Aşina olduğum bir kent... Teker teker yürüyorum sokaklarında... Gözlerime gece düşene değin yürüyorum. Akılımda yer eden herşeye rastlıyorum sokaklarda… Bu sokaklarda öğrendim bedenimin, bir bir acıdığını bu sokaklarda hissettim kanayan yaralarımı.
Benliğime saplanır kınından çekilenler, kanarım yokluğun tam ortasında.
İçimde var ettiğim kente matem düşüyor, hep yaralı, hep bir tarafı eksik sokaklarımın.
Yapayalnız meydanlarım, caddelerim, talan bir halde çıkmazlarım...
Bir tek ben ve düşlerim kentimin içindeyim ve karanlığın içine düşecek yine gözlerim. Ve yeniden mutluluğu bile gölgeleyen, bir yalnızlık bulutu çöküyor kentimin üzerine... Şimdi hep var etmeye çalıştığım iç kentim, denizin en derin yerlerinden daha karanlık.

Biliyor musun şimdi çok güçsüzüm en siyahtan bile güçsüz.,

En sonunda kentimden Uğurlarken düşlerimi artık tutamıyorum göz kapaklarımın ardındaki gözyaşlarımı...   

25 Mayıs 2014 Pazar

Hayat Hücresi

 
Sonsuza kadar yaşamak… Ödül mü ceza mı?
Yâda her hikâyenin bir sonu olmasaydı... Ne olurdu
Hayatın tek hayatta kalmasına izin verdiği kurbanı olmak nasıl bir duygu biliyor musun?
Bizlerin her yerini saran bu iki kelimeyi yaşam ve yazgıyı nasıl bir hakkaniyeti sığdırıyorsun.
Hayatin gölgesi insanın üzerine düşünce hiç bir şey eskisi gibi olmaz hayatin tarifi haddimiz bile değil; yaşadıklarımız duyduklarımız gördüklerimizle hududunu çizdiğimiz bir alan sadece...
Hayat gerçekse insanın canını acıtır.
Canımı yakanlar ne biliyor musun?...

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+