İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

1 Ağustos 2014 Cuma

Yas & Hicaz

 
Düşünüyorum…
Yarına neler bırakacaklarımı ve dünden bugüne bıraktıklarımı…

Bakıyorum…
Korkularımla yüzleşip penceremden bakıp, bağımı kopardıklarıma…

Anlayamıyorum...
Küçülen dünyanın, büyük sancılarını, değişen dünle bugün arasındakileri, en kötüsü tanımlayamadığım yaşamımı.
Masumiyetin insana en büyük hediyesi, acılarla hüzünlerle baş başa bırakıp usulca kulağına fısıldadığı bir mutluluk temennisi…

Aklımda yer eden hangi düşlere düşmüş, hangi düşlere inanıp, sonra küsmüştüm hayata bilmiyorum.
Hayat adını verdiğim fırtına beni bir sağa, bir sola savuruyorken. Hayatın ağır tozları ise üzerimde arsızca yer etmişken. Sanırım aradığım cevaplar, yaşadıklarımın ardından tebessümlerimin bozamadığı  bu sessizlik anlarında gizliydi...

Herşey sanki bir alışkanlıktan, aynı yalanın tekrarından ibaretmiş gibi…

    “Oysa ben… Hayatı aynı anda hem yaşayıp, hem anlayamadım. "

10 Temmuz 2014 Perşembe

Kendimle Sohbet


 

Tek bir arzu değil ki hayat.
Yaşamım çelişkilerle dolu.
Duygularım eksik… Düşlerim suskun.
Bir şeyi istiyorum derken bir şeyler hep ama hep yarım. Yüreğim hayal kırıklarından yorgun. Güneşle ay gibi nefsim sürekli mekânsız bir halde kimi zaman sahte bir sahnede kimi zaman en dipte; Tanımsız bir halde bulduğum her şeyle kendimi tamamlamaktan sıkıldım artık. Gerçek sandıklarıma ulaşmaya çalışırken uzaklaşıyorum kendimden. Bazen yaşadıklarım önemini yitiriyor her şeyin zamandan uzaklaştığı insana vardığı en bilinmezde buluyorum kendimi.

Daima devinen hep kendine yenilen düşlerimde kayboluyorum…
Yürümeye çalıştığım sayısız yolun hiçlikte bir serüven olduğunu yürüdüğüm yollarda dokunduğum, hissettiğim ve işittiklerimin bendeki yansımalardan ibaret olduğunu keşfediyorum keşfedilmeyenlerden ziyade.

Geçici olanların içinde en nihayet varılması gerekeni görmek…
Bildiğim kısıtlamalar ve duygularım gerçek zaman diliminde kahramanları ölüyor düşlerimin bir tek hikâyeleri kalıyor.

Gerçekliğin o masum bilinen gölgesinde...
 

1 Temmuz 2014 Salı

Benim İçin Ol Masada Kendin İçin Affet Beni



Benim için ol masada kendin için affet beni…
Zaman dediğimiz şey acımasızca akmaya devam ediyor.
Gerçekleri hep unuttuk ya da unutturulduk.


Önce yaşananlarla yüzleşmeliydik aslında, adını sıfatlarla süslediğimiz ama bilmediğimiz bir serüvenin insan adında birer seyyahıydık gerçeklerin farkına biran olsun varamadık. Sadece kendimizi kendi masalımıza inandırdık.
Bugün şeytanın nevruzu, hüznün bayramı, sancıların arifesi…

Şu yaşıma geldim hayata şudur diyemedim affet ben diyemedim seni bu hesapsızlığıma kitapsızlığıma acımasızca dâhil edemedim… Kendi yaralarımı sağaltamadım şu beni tanıdım tanıyalı kabuk bağlayan yaralarım kanadı kâh vakitli kâh vakitsiz…

Yüreğimde aklımda olanlar hep uhde oldular korktum belki senide yaralarım diye.
Bir yol aciz benin koyulduğu dokunsan bozulacak bir efsundu rastladığın hep hüzne matemle selamlaştığım bu viran yolun seyyahı ben seni yaren edemedim sonu bucağı olmayan yolculuğuma.

Ben de herkes gibi yaşadığım sürece hiç durmadan yürüyeceğim hayat, ömür adını bahşettiğimiz bu bilinmez yolda. İstesem de Kuşların geri uçamamaları gibi bende asla düne doğru yürüyemeyeceğim.

Benim için ol masada kendin için affet beni…

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+