İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

25 Eylül 2015 Cuma

Yürek İhtidali!



Sevdanın can acıtan yanı, yaşadığımız bu duygunun, hissin  başımıza gelebiliyor olmasıdır! Aşkı yaşamak, bize yüreğe, nefse sahip olduğumuzu fark ettirir… Yaratan insanın yüreğini ve kılcal damarlarını ince ince sızlatan aşkı yaratmıştır.
”Yüreğimizde”, çünkü o aşk ‘hayat’ dediğimiz alanda yeri olmayan bir ecrindir biz âdemoğluna…
Öylece bir yerdeyim işte. Vazgeçmekle direnmek arasında… Akla karanın tam ortasındayım. Kaybetmenin arifesinde,yeni bir hayatın eşiğindeyim, kalsam canım yanacak, gitsem hayatım.!
Yüreğin gittiği yönü bilmek hikmet’tir ve bu Yaratan’ın uhdesinde olan bir bilgidir.
Aşk’ın tamamına erişmek mümkün değildir… Yine de sevdanın içinde var olmak için yüreği dinlemekle mümkündür.
 

 

18 Ağustos 2015 Salı

Sensiz Ölüm Aşk


 Aşkın zamanı, yeri yoktur “bazen insanların hayata gelme sebebi sadece aşkı yaşamaktır”. Aşk yakar, kül eder; onu taşıdığın müddetçe küllerinden yeniden doğar.
Şimdi yüreğim de ne var biliyor musun orada acı var, orada aşk var, orada kırgınlıklar var, külleri” tamamıyla sen kokuyor.

 “Gecikmiş bir gizlemi, Birikmiş bir özlemi Sakladın mı..
Gelmeyecek bir gideni, Olmayacak bir nedeni Bekledin mi.. ”

 Ne zaman ben olup yanacaksın aşkın ateşinde.
Sensiz Ölüm Aşk...

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Eskiden


‘Eskiden’ sözcüğünün geçtiği yazılan her şeyde bir geçmişe dönüş arzusu olur.
Kalbimizi elimize alıp gururla yürüyebilsek ve düşsek de kalkıp yola devam etmeyi, kaybolduğumuz yollarda kendimizi bulmayı başarabildiğimiz vakit bu kadar incitmezdi bizi eskiden kelimesi.

“Biz ne olmak istediysek onu olamadık… Daha ziyade ne için çaba gösterdiysek onu olduk”
Her dizimizdeki yara deneyimdir… Aslında

Zor ’un karanlığında yürüyen seyyahın, geri dönüşü daha çok emek ister. Ama büyük de bir umut yaratır! Sırf bu aydınlığa varmak için, karanlığı deneyimle meyi seçen seyyahlar dahi vardır…
Kalbimizin karanlığı seçtiği zamanlarda ödenmesi gereken bir bedel, yarensiz yürümekten ürkeceği yollar vardır. Kısacası, ”Yüreğinin Yolu’nu” kaybetmeyen kimse aslında zayide değildir…

Kaybolacağım diye korkarken, ait olduğumuz yeri buluruz…
Ama insan ”Yürek Yerine Nefsi Seçer!”

Oysa hayatın senaryosu öyle keyifli labirentlerle örülüdür ki, insan kaçarken yakalanır, yitirirken bulur, kazanırken kaybeder… Yüreğimizde var olanlar bizi varılması gereken kapıya bir şekilde çıkartır… Biz özümüzü arkada bırakıp, hevesimize doğru koşarız. Bu isyan ve inkârı artırıp kaybolmak ya da cesaretimizi toplayıp kendi gerçeğimizle yüzleşmek arasında kaldığımız araftır aslında.

Biz Ademoğulları baktığı yerde kendinde olmayan hiç bir şeyi göremezmiş...
İnsan zihniyle aldanır, yüreğiyle anlar, seyyah olup sırata düşer ve başladığı ya da bıraktığı yere döner.

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+