İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

26 Nisan 2014 Cumartesi

Sen & Son bahar


 
Soluk alsam duyulacak bir sessizliğin hükmünde sokakta berduş bir halde yürüyorum bir son bahar akşamı ayaklarım altında ezilen yaprakların nidaları bölüyor sükûnetteki geceyi nerdeyse sokak lambalarının mesaisi bitecek yürüdüğüm caddelerde kör ışık altında aradığım sen ellerim cebimde dilimde sensiz bir türkü.

Üşüyorum sensizlikten…

23 Nisan 2014 Çarşamba

Çocuk…



Yol geçmeyen dağların ardında dedemin tabiri ile Allah’ın bile unuttuğu bir mezranın sessizliğinde birkaç asırlık hikâyenin son cümleleriydik biz.  Bir avuç dolusu çocuk, daha çocuktuk tellerden düzmece arabalarımız vardı yarınımız gibi ellerimize iliştirilen. Hiç olmazlarımız yoktu çünkü olurlarımızı bilmeden de olsa razı olmuştuk daha çocuktuk…

Sitemli bir o kadar derme çatma dünyamız vardı her an her vakit yıkılabilirdi üstümüze o bir avuç çocuğun dünyasıydık biz. Biz bizdik korkularımız yoktu sonu olmayan kaygılarımız yoktu bir şişe gazoz dünyalara bedeldi bir yudum gazoz içer gözlerimizi kapatır düşlerdik kocaman hallerimizi ibo öğretmen olurdu, Ayşe hemşire, Mehmet hâkim bir bir büyütürdük düşlerimizde kendimizi biz daha çocuktuk.
Uzak bir mezranın uzaktan çocuklarıydık biz, gazoz ne kadar yakındıysa bize hayallerimiz bir o kadar uzak düştü sanki büyüdükçe. Yavaşça büyüyorduk mezrada kendimizce usulca büyü sekte biz daha çocuktuk.

Evvel zamanda salçalı ekmek kokardı, ellerimiz geceleri yıldızları sayardık, mezranın yanında yaprak yarıştırırdık akan suda, bazen Nazif'e teyzenin evini saran koca duvarına işerdik. Şimdi ellerimiz hayatının o acımasız gerçekleri kokuyor, yıldızlar yerine acılarımızı sayıyoruz, yaprakların yerini yaralar ve gözyaşlarımız aldı, işediğimiz duvarı etrafımıza örüleceğini kimse söylemedi ki bize biz daha çocuktuk.

Oysa Şimdi…
Bir gazoz değil onlarca, yüzlerce alabiliriz ama mutlu değiliz. 

    Sanırım bizi mutlu eden gazozu içen çocuk değiliz.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Simyacı

 
Aldanmak…
Sindirilmemiş duygulara sessizce sığınmak.
Saklanmak…
Kendi içindekilerden, haykıramadıklarından… Usulca uzaklaşmak.
Yaşamak…
Sebepleri, nedenleri aramamak çok aciz kalındığında başka hayatlara karışmak…
Düşlemek…
Acıları… Yalanlamak yadsımak.
Mutluluk…
Ve…  Yaşadığını sanarak.

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+