İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

23 Nisan 2014 Çarşamba

Çocuk…



Yol geçmeyen dağların ardında dedemin tabiri ile Allah’ın bile unuttuğu bir mezranın sessizliğinde birkaç asırlık hikâyenin son cümleleriydik biz.  Bir avuç dolusu çocuk, daha çocuktuk tellerden düzmece arabalarımız vardı yarınımız gibi ellerimize iliştirilen. Hiç olmazlarımız yoktu çünkü olurlarımızı bilmeden de olsa razı olmuştuk daha çocuktuk…

Sitemli bir o kadar derme çatma dünyamız vardı her an her vakit yıkılabilirdi üstümüze o bir avuç çocuğun dünyasıydık biz. Biz bizdik korkularımız yoktu sonu olmayan kaygılarımız yoktu bir şişe gazoz dünyalara bedeldi bir yudum gazoz içer gözlerimizi kapatır düşlerdik kocaman hallerimizi ibo öğretmen olurdu, Ayşe hemşire, Mehmet hâkim bir bir büyütürdük düşlerimizde kendimizi biz daha çocuktuk.
Uzak bir mezranın uzaktan çocuklarıydık biz, gazoz ne kadar yakındıysa bize hayallerimiz bir o kadar uzak düştü sanki büyüdükçe. Yavaşça büyüyorduk mezrada kendimizce usulca büyü sekte biz daha çocuktuk.

Evvel zamanda salçalı ekmek kokardı, ellerimiz geceleri yıldızları sayardık, mezranın yanında yaprak yarıştırırdık akan suda, bazen Nazif'e teyzenin evini saran koca duvarına işerdik. Şimdi ellerimiz hayatının o acımasız gerçekleri kokuyor, yıldızlar yerine acılarımızı sayıyoruz, yaprakların yerini yaralar ve gözyaşlarımız aldı, işediğimiz duvarı etrafımıza örüleceğini kimse söylemedi ki bize biz daha çocuktuk.

Oysa Şimdi…
Bir gazoz değil onlarca, yüzlerce alabiliriz ama mutlu değiliz. 

    Sanırım bizi mutlu eden gazozu içen çocuk değiliz.

16 Nisan 2014 Çarşamba

Simyacı

 
Aldanmak…
Sindirilmemiş duygulara sessizce sığınmak.
Saklanmak…
Kendi içindekilerden, haykıramadıklarından… Usulca uzaklaşmak.
Yaşamak…
Sebepleri, nedenleri aramamak çok aciz kalındığında başka hayatlara karışmak…
Düşlemek…
Acıları… Yalanlamak yadsımak.
Mutluluk…
Ve…  Yaşadığını sanarak.

1 Mart 2014 Cumartesi

İçimdeki Ses Bağırıyor Biri Senin Hikâyeni Anlatıyor…


Acılarda düşlenir tıpkı mutluluk gibi...
İnsan neleri aşabiliyor ki her geçen günde bir parçamızı daha bırakırken adını hayat koyduğumuz çıkmaz sokakta… İnsan kendi yaşamından kurtulabilir mi?
Sürekli;
Vazgeçtiklerimi…
Unutmaya çalıştıklarımı…
Kaçtıklarımı…
Dışladıklarımı…
Saklandıklarımı…
Ertelediklerimi…
Bir türlü tamamlayamadıklarımı…
Mütemadiyen tekrar eden ruh hallerimi
Her geçen gün biraz daha yorgunlaşan yorgunluğumu yaşıyorum.
Anlamsız, eksik, herşey bu sıralar.
Bir çocuk gibi, hayata sadece düşlerimle yaklaşıyorum.
Hayatı hiçbir şey düşünmeden, sadece hissederek yaşıyorum.
Meğer herşey, hiçlikte gizliymiş bugün anladım.
Ben düşlerimi yaşamak sanmıştım her seferinde…

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+