İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

1 Mart 2016 Salı

İki Hayat Arasında Yürek Kıyısında Bir Öykü


İnsan Yaşarken mi hayattadır, hayattayken mi rüyada?
Yaratan,yaratılanın nasıl bir sonla karşılaşacağınızı kesinlikle sezdirmiyor. Her yaşam ve yüreğin savaşı bir muzafferle sonuçlanmaz azizim…Kimi sevdiğini, kimi yüreğini, kimiyse benliğini kaybeder.
Bir can bir vuslat hikayesi.

Yaşanmışlıklarına şahit olurken, kendi hikayeni nasıl anlatacaksın! İçinde kaybolmanın çok kolay olduğu, bir hikâye yaşadıklarımız.
Hayatın rengi... Bir umut. 
Kaybedilen geri istenebilir mi? Hayat için ödenecek bedel, ne?
Hiçbir  ademoğlu insanı insan yapan şeyin yürek olduğunu, bütün var oluşun, bütün yaşamın yalnız bunun üzerine yaratıldığını anlamamıştır.

İnsan aç kalarak 50 gün, susuz 14 gün yaşar ya yüreğindekiler olmasa ömrün ne kadar?
Daha önce hiç görmediğimiz uhtelerin,düşler ile karşılaşınca, mecburen kendi hayatımızla yüzleşmek zorunda kalırız. Hayat adıyla yaftaladığımız ,bir adem  hikâyesi… Hiçbir nefs sahibi  taşıdığı kalbi ve kalbi duası ile ahenk halinde yaşamıyor. Her bir insan yüreğindekinlere temine bir halde. 
Sakın gözlerini açma! Orada KALBİN var…

Yürek, gerçekten kâğıda yazılamayan rengi tam aksettirilemeyen bir sır. Yürek hakkında yazılacak her şey bu sırdan bir habbe varsayım. Yüreğe ait yazılacak her satır,yüreğinde olanların sadece birkaçını aksettirebilir. İnsan tutsaktır hayata, gözlerin ferinde son bir kıvılcım kalmıştır.

Daima bir umut vardır, Üç nokta yan yana geldiğinde fark edilir, 
SOL YANIN…

Kimse duymasın bilmesin diye sessiz ağlıyor insan bazen. Hayat bir haldir! İnsan ancak yüreğinde olabilirse "O halin içine girebilir.

Gerçekle düş arasına düştüğün gecelerde pencere buğusuna yazılmış bir hikâye. Hayat… İnsan hikâyesi’nin içinde kendisini  arıyor, Bir çocuğun yalnızlığındayız. 
Tedirgin,ürkek ve yüreğimizdekileri Allahaısmarladık.

8 Şubat 2016 Pazartesi

Yaşadığın Neyin İzdüşümü

Şu zaman insanın en büyük zavallılığı kendine AHRAZ olması İçimizi kanatan en büyük yara. İçimizde yürek yok.İçimizde aciz var. Yüreğinde,benliğinde olan mutluluktan, bağlanmaktan, paylaşmaktan, başkalarıyla birlikte yaren seyyah olma hassalarından mahrum olması.
Karanlıksan karanlığını, bulanıksan bulanıklığını görmezsen ve bir hayatı tartarsan ancak yürek le tartılacağını,yüreğinde büyütüp sakladıklarının, hayata aksi düşmedikten sonra hiçbir anlamı olmadığını bilmiyorsan. Hakikatleri görmekten kaçıyorsun demektir.
İnsan neden cennetle cehennem arasında duran bu ateşte yanmaktan kurtarmaz kendini?
Neden mi…
Mutluluğun ne kadarı uyum ve kabulleniştir, ne kadarı hayal ve arayış bilmediğinden.
Bitip tükenmeyen bir yürek hikayesi ve darağacına mahkum ettiğin içende var olanların can kırıklarını görmezden geldiğinden.
Kendini dahi inandırdığı sahte mutluluk hikayelerinden.
Yaşam isyan ve hüsranın hikâyesidir,
Ne tuhaf değil mi,insan yüreğindeki hikayesini yaşamadıkça kaybediyor.
Bir insanın yüreğinde var ettiklerini yaşamamasının bedeli nedir, hiç merak ettin mi?
Gerçeğinle ile yüreğin  yan yana düşer sanıyorsan, insanın kendini kandırmaya yatkın doğasındandır. 
Yürek ve hayat. İkisi de başlangıç.
İkisi de son. İkisi de bilinmezliklere gebe.
İkisi de hem keder hem mutluluk. . 
Hayat yazdığı her cümlede  yüreğin ile hesaplaşmasını istiyor,
Yürek nedir, ne değildir?
Sol göğüs kafesinin altında  ne olmadığı üzerine konuşmak daha kolay da ne olduğu üzerine söylenenler hep boş sanki.

30 Ocak 2016 Cumartesi

Yürekte Kaim Olan


Ömür  bıraktığımız yerden devam eder...
Yani geçmiş ile gelecek arasında köprü olan bir andır yaşadığımız. Hayat, pek çok gözün görebildiğinden öte bir haldir.
Buradaki asli sorun baktığımız  PENCERE’dir!

Biz dünyayı hangi pencereden izlersek, gördüklerimizi de o ölçüde algılarız… Ve kendi penceremizden gördüklerimizle yaptığımızın, karşı penceredeki izdüşümü  görmek çoğu kez bize hayat hakkında bilmediğimiz ya da göz ardı etmeye yatkın olduğumuz bir gerçeği öğretir…

Bizi bu aleme düşüren zihin değildir alemleri döndüren…
Yürekte  var olandır.

”Bazen cevabı biliriz, bazen bilmeyiz, bazen güçlüyüzdür, bazen zayıf, bazen haklıyızdır, bazen yanlış, bazen aynaya bakar ve ucunu bırakıvermek isteriz hayatın, bazen ağlarız … Ama sonuçta bizler insanız. Bize düşen alçakgönüllü bir şekilde yola devam etmektir.”

Korku, kaygı, endişe, umutsuzluk gibi hisler Yürek ’ten değil nefstendir!
Bize düşen biraz gayret, biraz artsız  niyet, biraz dua…
Dualarında yüreği ile yol bulmayı dileyenin yolu şaşmaz.

Semaya  bak… Uçsuz bucaksız alemin ihtişamı altında ne kadar küçük ama ne kadar anlamlı durduğuna bak. İçindeki masum çocuğun elinden tutup , ona hayatı her şeye rağmen sevmeyi ve her şeye rağmen doğru bildiğini yapmayı, yüreğe doğru gelen yolu seçmeyi öğret.

Artık Azad et yüreğindeki çocuğu… O yolu bulacaktır.

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+