İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

30 Ekim 2013 Çarşamba

Kimene…



Maviye çalıyor akan kanım… Dünya benim ellerimde…

Acılarımı tat beni unut öyle gel, Yarın varsay ki cehennem cennet dünde kaldı. Cehennemdeki benden kimene. Biliyorum hayat yeniliyor kendini iyide hayat kimin umurunda… Geceler çabuk biter gündüzlerim yanılsama,  geçen zamandan banane. Ellerimi verdiğim hüznüm,  geceleri doğan aydan banane. Hiç görülmeyen karanlığımdayım bugün karanlığımdan kimene…

Neden hep iyi yanımı görmek istiyorsun benim karanlığım olamaz mı? her insan gibi. İçimdeki ölen çocuğun mezarından kimene. Yollara barikatlar kurdum yalnızlığımı kimse işgal etmesin diye. Huyumdur böyle vakitlerde ben usulca ölürüm. Mor bir yel eser bende bu vakitlerde,  bakışlarım manasını yitirip kaybolur içimde. Kaldırıp atar hayat beni bir köşeye ceset gibi arayıp bulamaz kimseler…

Karşımda duruyor bilinmezliğin sureti. Şehrin boş sokakları beni taşımaz halde. Düşlerim boş bir kitap tanımsız olur hayat öyküm. Acılarımla kirlenir dünyam. Ölümü karanlıklara benzetirim ve karanlık çöker gözlerime ay ışıltısı düşer bedenime. Düşlerin ressamı bile kaybolur ıssız karanlığımda.

Huyumdur bir ölüp bir dirilirim… Bu vakitlerde

 Öldüğümde maviye çalar akan kanım… Rengimden kimene.

19 Eylül 2013 Perşembe

Karanlıkta Yaşamak Mı? Aydınlıkta Ölmek Mi?



 
Kendi mi arkasına gizledim birçok bilmediğin düşünceler sahibim.
Şışştt…
Sessizlik istiyorum her şeyden uzak yaşananlardan insanlardan hayattan, yıldızlardan, güneşten denizden, kendimden bile uzakta sadece bende kaybolmak istiyorum. Bir bıkkınlık ya da kaçış değil sadece kendimim neye benzediğini merak ediyorum basit bir istek kendimce…

İnsan ruhunun o ağırlığını yalnız başına ne kadar taşıyabilir, kederini, hüznünü ne kadar yalnız başına yaşayabilir bir başına insan ne olurun peşindeyim varışım kendime kısacası. Sessizlikte kimsesizlikte ancak insan düşlerini kovalıyor kendine bir pay çıkarma telaşına düşüyor yoksa bu hayatın yamaladıkları ile yol almak bir hayli zor.Gaflete düştü mü insan vay haline kendine biçilen rolün peşinden usulca gidiyor, bazen içinde ki çığlıkları kendisi dahi duymuyor başkalarının duymasını bekliyor ama kendi haykırışlarını duymuyor bence kendi sesine sağır olan varlıklar biziz.
Pişmanlıklar;
Bazen insan hür olmanın peşinden gider hoyratça olasılıksız başkasının planına dâhil olmadan yaşamak ister bir vakit böylece yaşar, bir süre sonra yalnızlıkla hesaplaşır ve hesapsız yaşamın yakasını ve özgürlüğü bir kenara bırakıp bir başka hayata karışır. Bazen yaşadıklarından pişmanlık duyar insan fitil gibi kendi içinde yanar dirhem dirhem gözlerden uzak kendi yangının ortasında.

Ağır yaralı düşleri;
Vardır insanın yaşayamadıklarına inat yaşadıklarıyla tezat olan yaraları vardır her insanın inkâr etse de hayata, aşka, cam düşlerin kesikleri vardır muhakkak bir yanında. Yaralarının sağılmasını izin vermez insan her nedense her ne sebepse meskendir yaşananlar yaşadığın meskûn mahalde. Bu yüzden karanlıkta yaşamayı seçer insan kendi yaralarını kimsenin görmesini istemez.
Aydınlıkta ölmek ister insan bir başkası yine yaralamasını istemez.
Şimdi sence hangisi…
Karanlıkta Yaşamak Mı? Aydınlıkta Ölmek Mi?
 

8 Ağustos 2013 Perşembe

10'dalık Hayat


Başka kente sürgün ettim kendimi uçsuz bucaksız düşlerimin o siyah gölgesinde yine ziyan bir masalın son sükûtunda asi nefsim. Gözlerim yollara takılı. Savaş meydanı gibi harabe her yanım canımı yakan ne varsa etrafımda…
Onca yaşanmışlığın onca derin ince sızının ardından bir daha gurbet yolu başka kent başka düşlerin ardından yine yollara düştük yüreğim ve ben. Allah Kahretsin ne den bu kadar ziyana giden bir bir elimden kayan çocuksu düşlerim. Mutluluk adında o nazar boncuğu gözlü küçük çocuk benimde kapımı çalar mı?  Nasıl vazgeçer bir gölge gibi düşlerimin fitilini yakan kim yada kimler sorgusu ve ne zaman biter gözlerimin aciz arayışı, daha etrafımı çevreleyen kaç duvarı yıkmam gerekiyor kaç zaman daha direnişim sürecek ansızın önüme sere serpe düşen düşlerimi ayağa kaldırmak için.
Nidalar atmak yerine suskun kalmak neyi değiştirir hayatta.
Biraz hicaz da takılıyım bu aralar…
Bugüne kadar azaltmaya çalıştığım ama bir türlü üstesinden gelemediğim acılarım tel örgüyle etrafımda biten geçmişteki yanılgılarım.
Unutmaya yeltendiğim ama sendelediğim birçok şeyi hatırlıyorum bu aralar.
Firari düşlerim ve yaşanmışlıkları tek tek ayırmaya çalışıyorum.
O yalnız olduğum dar vakitlerde elimde bir terazi hangisi ağır gelecek bende bilmiyorum.
Tüm hüzün ve hayaller hayatın yetim çocuklarıdır.
Yorgunum biraz…
Sanırım bugüne kadar olan hudutta ki acımasız bir o kadar ağır savaşın yorgunluğu. Birçok yenilgilerim oldu ama hep heybemde bir parça mutluluğum vardı bir parça yaşanılası hayat için sakladım. Şimdi her şey sende aklına gelen ne varsa bana ait ve benim bildiğim. Zaman ve zan değişirken bende seninle değişiyorum. Bilmediğim, huzur ve mutluluğa dair olan kaybolan inancım sende tekrardan aklımda yer ediyor.

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+