İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Geçmişin Olmadan Sen Olabilir Miydin?


 
 
Hiç düşünmedin bunu belki de aklının bir köşesinde var ama görmezlikten geliyorsun.
Neden gerçekleri görmüyoruz…

Her insanın bir mağlubiyeti vardır kabul etmese de ve her insan bir pişmanlığı vardır asla yok dese de

Gerçeklerle yüzleşmek mi yoksa mutluluk ve sevinçlerden vazgeçmek mi?
Kayboldun değil mi hadi artık kendini kandırmaktan vazgeç.

Neden kayboluşluğumuzda bir rehberi elimizin tersi ile itiyoruz.
Unutma ki yaşananlarla var oldun varlıklarınla doğmadın olanları sen kazandın…

21 Nisan 2013 Pazar

Lal Düşünceler

Cehennemi sevdiren düşüncelere kapılmadım diyenlerden misin yoksa…
Kapalı düşüncelerin çıkmazına düşmeyen o aşılmak bilmeyeni tatmayanımız var mı? Düşünceler hikâyeciliğindeki perdesinin ardında ne olduğunu merak etmeyen birisi… Hayat masalında zoraki unsurlara boyun eğmek istemeyen olamaz mı?

Bir varmış bir yokmuş… Cümlesiyle başlayan o hikâyelere ben varmışım ben yokmuşum cümlesini koyabilene rastladın mı?  Kendi hikâyesi olanlara kulak verdiğinde kendine rastlamadın mı? O anlatılanlarda bazen ben diye haykırmadın mı? Yaşanmışlıklar kulak zarına birer birer çarparken gözlerin başka yerlere dalmadı mı?

Kendini kandırmaktan vazgeçmelisin.
Yabancı birinin düşüncesinin kapısını çalmadım deyip te… Düşününce kapıyı çalıp kaçanlardan olmayasın merak etme yalnız olmadığına adım kadar eminim en azından seninle aynı karede yer alan insanlar gösterebilirim.

Zihnin hiçbir sorgu çengeline takılmadan arzularını, isteklerini olan biteni ulu orta yaşayabilir mi? İnsan…
Siyah meşinden kaplı deftere siyah kalemle ebedi olanı yazmak kimselerden habersiz bir köşede saklamak mı? Yazılanı sırası gelince bir tokat gibi savurmak mı?  Hangisi daha makbul acaba bir fikrin var mı?

Düşüncelerin ve ruhun sesinden uzak kalan benliğin en can yakanı içinde kendi parmak izlerini taşımayan düşüncelerden ibarettir…  

19 Mart 2013 Salı

Yaprak…




İnan Yabancısı değilim düşe kalka devam eden yara bere içinde ki hayatın. Ve senin bildiğin tüm kâinatı saran o kan revan içinde büyüyen sevdanın. Üzüntü ve kederle avunarak geçen hayatın bedelini çok ağır ödedim. Acının rengini; düşlerin o buruk sararan yapraklar gibi savruluşlarını…
Kendimi o yapraklara benzetirim benim gibi çaresiz, sebepsiz ayrılır sıkıca tutunduğu yerden vakitsizdir benim gibi ayrılıkları.
Yaprak dalda hayat bulur, insan sevdiğinde. Yaprak yeşerdiği dala sıkıca tutunur insan yüreğinde kine. Yaprak bir asi bir rüzgâra yenilir, insan yaşananlara. Yaprak sicim bir yağmura teslim olur, insan gözyaşlarına. Yaprak son bahara razı gelir, insan kaderine.
İşte bu yüzden o yapraklara benzetirim kendimi.
Yitik bir öyküydü benim öyküm sen o yaşananların, acılarımın ve gözyaşlarımın izlerini ararken öykümde bir solukluk rüzgârda savrulabileceğimi unutma…
Neden mi?
Sen dalımsın, ben ise yaprak…

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+