İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

21 Nisan 2013 Pazar

Lal Düşünceler

Cehennemi sevdiren düşüncelere kapılmadım diyenlerden misin yoksa…
Kapalı düşüncelerin çıkmazına düşmeyen o aşılmak bilmeyeni tatmayanımız var mı? Düşünceler hikâyeciliğindeki perdesinin ardında ne olduğunu merak etmeyen birisi… Hayat masalında zoraki unsurlara boyun eğmek istemeyen olamaz mı?

Bir varmış bir yokmuş… Cümlesiyle başlayan o hikâyelere ben varmışım ben yokmuşum cümlesini koyabilene rastladın mı?  Kendi hikâyesi olanlara kulak verdiğinde kendine rastlamadın mı? O anlatılanlarda bazen ben diye haykırmadın mı? Yaşanmışlıklar kulak zarına birer birer çarparken gözlerin başka yerlere dalmadı mı?

Kendini kandırmaktan vazgeçmelisin.
Yabancı birinin düşüncesinin kapısını çalmadım deyip te… Düşününce kapıyı çalıp kaçanlardan olmayasın merak etme yalnız olmadığına adım kadar eminim en azından seninle aynı karede yer alan insanlar gösterebilirim.

Zihnin hiçbir sorgu çengeline takılmadan arzularını, isteklerini olan biteni ulu orta yaşayabilir mi? İnsan…
Siyah meşinden kaplı deftere siyah kalemle ebedi olanı yazmak kimselerden habersiz bir köşede saklamak mı? Yazılanı sırası gelince bir tokat gibi savurmak mı?  Hangisi daha makbul acaba bir fikrin var mı?

Düşüncelerin ve ruhun sesinden uzak kalan benliğin en can yakanı içinde kendi parmak izlerini taşımayan düşüncelerden ibarettir…  

19 Mart 2013 Salı

Yaprak…




İnan Yabancısı değilim düşe kalka devam eden yara bere içinde ki hayatın. Ve senin bildiğin tüm kâinatı saran o kan revan içinde büyüyen sevdanın. Üzüntü ve kederle avunarak geçen hayatın bedelini çok ağır ödedim. Acının rengini; düşlerin o buruk sararan yapraklar gibi savruluşlarını…
Kendimi o yapraklara benzetirim benim gibi çaresiz, sebepsiz ayrılır sıkıca tutunduğu yerden vakitsizdir benim gibi ayrılıkları.
Yaprak dalda hayat bulur, insan sevdiğinde. Yaprak yeşerdiği dala sıkıca tutunur insan yüreğinde kine. Yaprak bir asi bir rüzgâra yenilir, insan yaşananlara. Yaprak sicim bir yağmura teslim olur, insan gözyaşlarına. Yaprak son bahara razı gelir, insan kaderine.
İşte bu yüzden o yapraklara benzetirim kendimi.
Yitik bir öyküydü benim öyküm sen o yaşananların, acılarımın ve gözyaşlarımın izlerini ararken öykümde bir solukluk rüzgârda savrulabileceğimi unutma…
Neden mi?
Sen dalımsın, ben ise yaprak…

21 Şubat 2013 Perşembe

Hayattan Paragraflar

zarfı açtığında beni unutma.

Hadi gel. Diyor. Hiç kimseye anlatmadığım  yaşamaya korktuğum o masum düşlerim. Hazırlıksız  yakalanmıştım  bu davete, o kadar ince ince sızlayan  yüreğimin ve hep nemli olmasına alıştığım gözlerim bir türlü  kabullenememişti  bu daveti.
Yorgunum…
Bir kendi nefsim birde dışarıdaki hayat derken artık yorulduğumu hissedebiliyorum. Yaşanmışlık zamanla farkında olmadan bitap düşürüyor, zemheri ayazında kalan ve düşüncelere mukabil bir yaşamdan arta kalanlarla birde gayri ihtiyarı seyyah olup ta düşülen sevda sıratı, tavanda gözlerimin dikili kaldığı gece ile gündüzün harman ettiğim bir zaman tümcesindeyim…

Suskunum…
Bir sızı olur zamanla tüm vuslatta biriktirdiklerim ince sızı olur nakş ettiklerim benliğime yüreğime,  hiçbir kelime, hiçbir cümle topluluğu, hiçbir beyan, hiçbir şiir, hiçbir zan, hiçbir doktrin anlam yükleyemez kifayetsiz kalır; birkaç dostun tesellisi yaşanan mecburiyetlerin ikramiyesidir.

İşte bu yüzden suskunluğum bu yüzden sessizliğe mahkûm oluşum…

Kayboluşum…
Bir hışımla daldığım hayat önce düşüncelerimi sonra benliğimi çaldı sessizce. Ben, hazırlıksız yakalandım bu kaybolmuşluğa, bu hayata bir cevap ararken kaybolmuştum zifiri karanlıkta. Beni bu hale getirenler mi, yoksa getirmelerine izin verdiğim için kendime mi kızmalıyım bilmiyorum. Biliyor musun bizler kendimize olan inancı kaybettiğimizde içimizde ki kahramanın hikâyesinin de son bulduğunu çok sonra keşif ettim ve bir kahramanlık hikâyemin olmadığını öğrendim. Çünkü kaybolmuştum hayat kentinin sokaklarında.

Yok oluşum…
Yeni bir kelime ile anlatmaya çalıştığım hayatın bir sonu olduğunu unutmuştum. Nasıl bir yaşam telaşına düştüm neyin telaşındaydım inan bilmiyorum bir faili meçhul yaşamdan birkaç satırdan geriye bir şey bırakmayacağım. Nidalarla geldiğim dünyadan yok oluşum sesiz olacak içimde ki çığlıkları hüznü kimse duymayacak hayatımda eksiklerim oldu ne olur sen tamamla kapının kilidini değiştir, fasulye konservelerine diktiğim nergisleri unutma beni senden aldıklarımla değil sana eklediklerimle hatırla hayatın sana vereceği zarfı açtığında beni unutma.

                       

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+