İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.

28 Ekim 2012 Pazar

Anlatamadıklarım…


Yukarıdaki noktalamalar uzar gider  anlatamadıktan sonra.

 Bir meçhulün yolcusu olursun. Farkında bile olmadan sebepler seni usulca ardından sürükler ya bir nedenin vardır ardından kan revan koştuğun ya da bir bilinmezin arkasından peydah olursun ve bir bakarsın arkana, ardını bile görmediğin keşkelerin dizilmiştir.

Hep nergis çalardım ama nedenim vardı küçüklüğüm benliğim gibi çorak topraklarda büyümüştü. Viran bir şehrin darmadağın bir sokağın çocuğuyduk biz, ne nergisimiz vardı ne de bir resmimiz, usulca yaşardık nedensiz plansız sebeplere ihtiyacımız yoktu bir tek bir yırtık uçurmam vardı her bahar birkaç parça bant bulur uçurmaya çalışırdım ama oda benim gibi soluksuz kalırdı yarı yolda.

 Her bahar başka sokaklara gider nergis çalardım kimse görmeden evimizin tek göz penceresinde yaşadığım küçük dünyama inat. Her bayramdan bir vakit önce bir lastik pabuç hayalimiz vardı biliyor musun o da siyahtı, ha birde anamın yeniden yamaladığı birkaç üst baş olurdu o yamalar üstünde nazar boncuğu gibi dururdu.

Şimdi ruhuma ağır geliyor en hafif yük bile oysaki çocukluğum daha bir sert ve ağırdı heybetli bir adam gibi yüklenebiliyordum o katıksız halimle. Kim bilir belki de yüreğim, bedenim yorgun değildi yada daha gözü karaydım peki şimdi beni, bizi korkutan ne
  Sevmek mi?
     Hayat mı?  
       Yarının endişesi mi?
Kendimi sorguladığımda neden hep ağır yaralarımın kabuğu yeniden kalkıyor, neden ben ve yaralarımı ayıramıyorum ikisini birbirinden ayırmak bu kadar zor mu?

 Bilmiyorum sanırım hala bir hiçim kendimi bile tanımıyorum düşe kalka öğrendiklerim mi yetersiz yoksa yaşam mı? Anlamsız sebepsiz…

 Bende bilmiyorum yırtık uçurtmam gibi soluksuz kalıyorum.

28 Ağustos 2012 Salı

Yanlızlık


Sence çok mu şey istiyorum…

Yaşadığım dakikalar hatta saatlerin telaşı olmadan bir yokluğun savaşını vermeden usulca bir köşeden izlemek istiyorum hayatı yalnızlar rıhtımında ama bir tek ben herşeye tepeden bakmak istiyorum nedenlerin ardına gizlenmiş o giz mısralarını keşfedebilmek tanıdığımı sandığım ama bulamadığım beni bulmak istiyorum hadi sende git uzaklara beni yalnız bırak…

Yalnızlığın ayazını tek başıma tatmak kendi nefsimi arsızca yaşamak istiyorum hep o gizlediğim tebessüm maskesinden uzak yalnızlık meyini tatmak istiyorum karanlıklarda bir ışık arayıp bulmak o herşeyi ardımıza alıp yürüdüğüm ama hep boşluğuna düştüğüm muzaffer savaşı kazanmak istiyorum.

Yalnızlık Allah a mahsus derler bilirsin ama yalnızlıkta kaybolduğum yetmedi mi?

Kaçmadan mert gibi durmak istiyorum kendimden kısacası kendimle yüzleşmek istiyorum bilmediğim benle. Karamsar değilim sadece yaşam döngüsü denen o bilinmez denklemi çözmek istiyorum ben oldum olası bilinmeyen denklemleri sevmedim sevemedim ama hayat hep bilinmezi çıkardı karşıma şimdi ben yokluğumu yaşamak istiyorum izlinle…

Bir masalın kahramanı oldum bir şekilde sürekli bir hikâyem vardı arkamda bir roman olmaktan ziyade ne için yaşadığım sorusuna cevap arıyorum koca kâinat adım adım bilinmezi yakınlaştırırken o baki bildiğim bedenime bu matemin sebebini bilmek istiyorum.

14 Ağustos 2012 Salı

Hadi Benim Bildiğim Oyunu Oynayalım



Bir sabah uyandım yüreğim durmuş sanki dünya artık dünya dönmeyi unutmuş gibi

Çiçekler siyah beyaz insanlar soluk, yaşamlar donuk  eee… Nerede o masmavi gökyüzü,nerede o her gece karanlıkları aydınlatan ay nerede peşimden koşturan yıldızlar.Nerede hayaller, nerede kaldırımlarda koşturan insanlar, nerde beslediğim kuşlar, Bir sabah evet bir sabah uyandım her şey durmuştu buna kalbimde dâhil. Ben gerçektim sanki geriye kalan her şey bir düşten ibaretmiş gibi

 Hoşcakalın hayallerim…

 Düş sokağımda yaşardı umutlarım  sevgilerim, dostlarım oysa şimdi…

 Şimdi ufacık sevince ortak arıyorum,

 O yağmurları getiren bulutlar kaybolmuştu karanlıklar kenti olmuştu yaşadığım şehir

Al beni götür ne olur buralardan hayallerim bunlar değildi yitirdiğim hayaller nerde.

Bıkmışım hep aynı masalları okumaktan sahte tebessümlerden…

Boğuluyorum artık yasak yaşamlardan sıkıldım aynı sahnede oynamaktan

Al beni yar beni götür beni buralardan yoruldum aynı oyunu oynamaktan

 Bak gözlerime geceler örterdi eskiden üstümü zaman siler mi her şeyi

Hadi anlat bana hadi ne olur dinlerim seni ama ne olur bilmediğim gerçekler olsun

Benim diyarlarım da hep bilmediğim oyunlar oynanıyor ben ise uzaktan izliyorum

 Hadi artık benim bildiğim oyunları oynayalım…

Hatırlatma!!!

Copyright © 2010-2023 Haktan Kalay

İçerikler kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.
Alıntılanan sadece yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu çerçevesinde tüm hakları saklıdır.
Bu blogda yer alan tüm müzik, fotoğraf ve diğer telif hakkı içeren içerikler salt tanıtım amaçlıdır.

İletişim: Email




 
Google+